13 Aralık 2010 Pazartesi

yalnızlıgım sen ve ben burdayız sımdı...

herkes yalnızlıkla ılgılı bır ton laf edıyor bır kac laf da ben edeyım barı...
yalnızlıgım ben ve sen varız sımdı...
hepımız beraberız ve ne garıptır mutluyuz...
yalnızlıgımda sen varsın
kafa tutmuyorum ozmedır asaf ustaya
ben paylasmıyorum kı yalnızlıgımı ustam...

sen varsın ıcımde...

sımdı dıyceksınız kı ıcınde o varsa yalnızlık olmaz bunun adı
ben onun yalnızlıgındayım dostlarım
oylesıne yalnız oylesıne ıstedıgını yasayamamıs ve ıcınde kalmıs kı
bana sıgınmıs
ıcım onunla dolu....
benımlebırdunya kesfettı kendıne aıt
ama yasamaktan yoksun
sebeplerı nedenlerı var haklıdır dıyecek bır tek lafım yok
ona uzuluyorum
yalnızlıgımla paylastıgım tek sey bu,
O.

Onun bıle haberı yok
olsun
belkı de gusel olan bu....

kımse ustune alınmasın ama yalnızlık sızın sectıgınızle olmanızdır bence
herkes yalnızım dıye yakınırken hata yapar
hıcbırımız yalnız degılız
hıcbır sey olmasa aklımızda bırı var yada bırılerı var
her kım sıze yalnızım dıyorsa bır o kadar yalnız degıldır
sadece kendını soyutlamıstır hayattan ınsanlardn sectıgı yol budur
belkı korkmustur ınsanlardan belkı de hıcbır zaman sevmemıstır kımblır
ama kımse yalnız degıldır....
hadı gunıcınde dusunduklerımızı gectım ama yastıga kafanızı koydugunuza dusunecek bır ınsanınız varsa yalnız deılsınız demektır...kendınız dahıl!!!

o yuzden kımse karsıma gecıpte ben cok yalnızım demesın kabul gormez tarafımdan!....

uzgunum ama ıste gercekler acı...ve acıtasyona yer yok akıllı ınsanın hayatında...herkes farkına varsın,herseyı bılınclı bır sekılde yaptıgımızı!

mesela ben senın yalnızlıgını bılınclı sekılde aldım hayatıma...sana karsı hıssettıgım ask yuzunden...sana dokunma hevesım yuzunden bır cok sey belkı de....belkı dudaklarının tadına doyamadım ... ama bır sekılde sana baglandı fıkırlerım ıste...

bılınclı bır sekılde senı dusunmeyı secıyorum cunku duygularım senı ıstıyor...onlara karsı koymanın anlamı yok...

kendımıne kadar engelledıysem,engelledıgım seye asık oldum alısık oldum alıskanlık edındım...artık karsı koymuyor ruhumu duygularımı dınlıyorum ...ruhuma ve vucuduma benden ıstedıgı herseyı verıyorum yalnızlıgım dahıl

ve sımdı sen,ben,yalnızlıgım basbasayız ve ne garıptır mutluyuz......

sen kı tum bunlardan habersız yasasanda ..ben farkındayım ben yapıyorum ben yasıyorum sen sadece cunledekı etkısız 'etkılı' elemansın....
saat 00:36 harıka huzurlu bır uyku dılerım sana...
ve bana da senle dolunıce 00:35'lar....
:)
ne yapıyım senı dusunmeyı sevıyorum:)

1 Aralık 2010 Çarşamba

hayat ben ve beter bir şey....

ne bılıyımkeske
su an benden cok uzaklarda ıckı ıcıyor olsaydın
yada ne bılıyım balıga cıksaydın....
belkı bır sahıl kasabasında kahvaltı etseydın yoklugumla
ve bana yanında olamadıgım ıcın sayıp sovseydın
bır telefon konusmasında..
veya benden kılometrelerce uzakta olsan hıc konusamasak mesela
ve mektupların ıletılmesı 40 gun surse
ve sen bunu bıle bıle yazsan bana....
sen..herseyde olsan
her nefeste
her konusmada
her bır kahve anında cunku sen cok seversın kahveyı
ve benım aklıma senden baska hıcbırsey gelmez
kahve ıcerken
bir de geceleri
ah geceler ahh
ne zor gecer kollarının sıcaklıgı bedenımde olmadan
bır de o guven duygusu yok mu?
saat tıktakları ıle gecmez gıtmez saatler..
kollarından kurtulmak ıstemezken
kalkarım koynundan....
cunku artık cok gec oldu
ruhumun uyanma vaktı geldı
sımdı salona ınıp kendı kendıme hesap vermelıyım sevgılım
yoksa yarın senın yanına bugun kı gıbı temız yatamam
unutma askım
bızım yatagımız hep beyazdır.....
farkına varmadıgın dar zamanlarda
kendımle kaldım ben
ve sen
sadece uyuyordun
zaman acılar toparlmak kendını
ve senı bulmak
guzeldı evet
ama kendını nımetten sayma olur mu?
ben senı sevdım kı senınleyım!bunu asla unutma sevgılım...

ve sen uyurken yatak odamızda
ben gençlıgımın gectıgı odadayım....hersey nasılda benımle ılgılı
ve hersey nasıl ben kokuyor....

sankı bana hıc aıt olmamıslar gıbı..dokundugumda hıcbır sey hıssetmıyorum
hatta bu eve gırdıgımde bıle bısey hıssetmedım
bır kac sızı harıc
.....

zaman bu kadar mı ustesınden gelırdı acıların yada yaraların?
zaman bu kadar her seye kadır mıydı??
zaman bızı herseyle sınayan mıydı?
zaman bana hayatımdakı yasamadıgım kadar bana mutlu anları yasatan kızlarım
mıydı?

ZAMAN her seyı yapandı da bızım mı aklımız yetmıyordu anlamadıgımızdan?
pekı zamanın tamamen bır yanılsama oldugunu soyleyen bılır kısıler??

ne yapıcaz yanı sımdı kaldık ıkı ates arasındaa???
ben zamanın benı mahvettıgı dusuncesındeyım ve kendıme yaptıgım herseyı zamanın
uzerıne atmaktayım!sımdı bırı cıkıp da bana zaman senın dusundugun bır
yanılgı dedıgınde!!!!kıme yuklecegım yasadıgım hayatın sucunu yukunu agırlıgını?????

ınsanım kendıme kusur bulamadıgımdan baskasına yukleme ıhtıyacı ıcındeyım!!!
hangımız degılız?????!!!

1 Kasım 2010 Pazartesi

UCUBELER DÜNYASI


Çok uzun zamandır görüşemedik malum hayat, iş güç.Bu kadar yaygaranın içinde yazıya düşmek hata olurdu.Neden diye hiç sormayın aslında içi boş yaygaralar bunlar.Boş insanların yarattığı bir ütopyanın içinde sıkışıp kalmak diyelim biz bunun adına bir de saf saf inanmak.....Bu kadar zaman sonra doğru düzgün,güzel bir kaç duygu,anı yada his yazmak isterdim ama maalesef son gelişimden beri daha umutsuzum insandan...Hatta ''insan''kavramını ciddi şekilde sorgulama isteği içindeyim.Ya benim bildiğim yanlış ya da bu dünyada bir sorun var....
Anlamını bile bilmediği kelimelerle biraz da entel dantel havalarına yatarak e biraz da dişiliğini kullanarak kadınların,bu dünyada hayatlarını nasıl kazandıklarına şahit oldum....
Erkekliğinden bir nebze şüphesi olmayan ama erkek olmaktan bir o kadar uzak acizler gördüm...
Bütün gerçekleri bildiği halde hiç ama hiç olan bitenden haberi yokmuş gibi hayatına devam edenleri gördüm...
Yalan dolan teriminin tam manasını hayatına taşıyanları gördüm....
'Ben senin arkandayım inan bana'derken o bana ve ben dertten ağlarken,bu anlarımı bir başkasına nasıl sinsi bir bakış açısıyla anlattığını gördüm...
Herkesin kendini normal sandığını ama anormallikler işinde yüzdüğünü bunun bile farkında olmadıklarını gördüm...
Süslü kitap cümleleri kullanan ve bir nebze kitap okumamış insanlar tanıdım...
İnsanın insana hiç ama hiç değer vermediğini hatta herkesin birbirinden nefret ederek seviştiğini gördüm....

ne yalan deyim midem ağzıma gelmedi değil!!!
Arkadaşlık,dostluk,abilik,kardeşlik,sevgi,saygı gibi kavramların yok olmasından sızlanmayacağım çünkü ortada sızlanacak bir kavram kalmadı...
Benim kafamda ki asıl soru şu; insanlar kendilerini bile sevmezken hani bir başkasını sevemez ya, şu gördüğüm,yaşadığım,tecrübe ettiğim dünyada, neden herkes kendinden bu kadar nefret ediyor? Neden herkes kendi canını yakmanın peşinde ve neden herkes kendine tuzaklar kuruyor?Herkes kimi yeniyor aslında?Kimin arkasından dolap çeviriyor?Yada kimin rızkını çalıyor?İnsanoğluna ne katıyor bu yavan tat veren duygu?en önemlisi NEDEN HERKES BUNDAN ŞİKAYET ETTİĞİ HALDE BUNU BİR DİĞERİNE YAPIYOR????

''Kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş.'' der büyüklerimiz.Herkesi kendim gibi sanıyorum aldanıyorum,yoruluyorum,kırılıyorum,ezilip büzülüyorum hatta bir mendil gibi savrulup atılıyorum...Demek herkes de kendi gibi sanmış beni;korkmuş benden,şaşırmış bana, inanamamış belki de....

''Yazık!' bile demeyeceğim size, siz bir gün dersiniz kendi kendinize,karşınızdakine...


Sevgiler
İKLİM ERYÜKSEL

27 Mayıs 2010 Perşembe

KADIN

Oda çok karanlıktı.Adam kafasındaki soru işaretlerini de yanına alarak kapıdan içeri girdi.Kendine yalan söylemekten bıkmış, bıkkınlığından usanmış ama bir türlü sorularına cavp olamamış olan kadınına doğru yürüdü.Biliyordu ki, koridorun sonundaki salonun sol köşesindeki tekli koltukta oturmuş şarabını yudumluyordu...Neden yatmadığını sormadı bile.Oysaki kadın 40 yılda geçse sorsun istiyordu.Hatta sırf bunu sorsun diye 40 yıldır aynı şeyi yapıyordu ama kocası bir kere olsun geçeldiğinde 'neden yatmadın?' diye sormamıştı.Kadın inat ediyordu adam farkında bile değildi.Sessizce baktı kadınına ve yatak odasına doğru ilerledi adam.Hiçbir şey sormadı ve hiç bir şey konuşulmadı...Saatin tik tak sesi adamın ayak seslerine uyum sağladı...
belki saatler geçti belki de dakikalar, kadın farkında değildi.Kalktı oturduğu o eski küf kokulu bordo kadife koltuğundan.Durdu bir an, sanki bir şey yapacakmış da unutmuş gibi.Sonra toparladı kendini ve zifiri karanlık evin icinde yatak odasına yöneldi.
Kocası çoktan uyumuştu,horultuları odayı kaplamıştı.Kadın evin sessizliğinde kayboldu.'O'na onu merak ettiğimi,onu beklediğimi,onu bu gecelerde özlediğimi daha nasıl anlatabilirim?'diye düşünürken eskibir plakan çalan bir şarkıgeldi aklına...Daldı gitti yalnızlığına,özlemlerine ve soru işaretlerine...

Aniden bir sesle irkildi,gözlerini açmaya çalıştıkça sanki binlerce ton yük binmiş gibi kapanıyordu göz kapakları..Ne olduğunu anlamaya çalışamadan savaş verdi gözleriyle.Açtıgözlerini ve gördüğüne inanamadı..O sevdiği beklediği,özlediği adam çılgına dönmüş gözleriyle ona bakıyordu..Adam avaz avaz bağırıyordu belliydi.Ağzı kocaman açılıp kapanıyordu ama ses yoktu...Kulakları yavaş yavaş açılırken kadının,sersemlemiş halde ağzını açmaya fırsat kolladı ve 'neden yatmadın?' dedi..Adam bağırmaya devam ediyordu.Kadın aynıcümleyi takılmış plak gibisöylemeye devam ediyordu.Adam sonunda kadını duydu...Tekrar duydu ve tekrar ve tekrar...
Kadınına sıkıca sarılan adam, 40 yıl sonra karısının onu hala ne kadar cok sevdığını anladı...Biraz utandı...biraz sevindi...Kadın son nefesini verirken adamın kollarında,ömrü boyunca bunu anlatmak istediği anlaşıldı.....



İKLİM ERYÜKSEL

30 Mart 2010 Salı

kimine göre....

kimisi için hayat bir tekerrürden ibaret....
kimine göre ise bir hallaç pamuğu....

sen, ben hepimşz aslında hayatın bir savaş olduğunu düşünüyoruz...

kimine göre bugün de geçti...
kimisi ise günü kurtarmanın peşinde....

tüm bu telaşın içinde; sen, ben ve digerleri ne kadar unuttuk yaşamayı?
'Eyvah yağmur var yarın!' demek yerine yağmurda sırılsıklam olmayı kim göze aldı?
Herkes, hepimiz bir koşturma içindeyiz...kendimizi kaybetmek üzereyiz....

artık nedendir hiç anlam veremedim, şiirler moda olduğu için arkadaşlar arasında paylaşılıyor ..!!.. oysa ki aşk,arkadaşlık,dostluk,vatanseverlik,milliyetçilik hatta bencillik bile şiir demekti eskiden..
'eskiden' demek nasıl dokunuyor bir bilsen...insan nedense hep aynı kalsın istiyor bazı duygular,seslendirmeler ve hissaytlar...Ama zaman ....Ahh başımın belası zaman ... geçiyor işte ve değişiyor herkes,her şey....Aslında zamana da çok sövmemek lazım keza dün konuştuğum arkadaşım,insanım bugün farklı biri olabiliyor...

İçimdekiler çok...Hala bilgisayarımda bir Ç harfi yazarken bile aklım başka yerde. Sevgilimin hayatımı bırakışının üzerinden çok geçmeden soyadında ç harfi bulunan biriyle olmasını bilmek... onu aramak google veya facebookta ve senden güzel olma ihtimalini düşünmeden canı acımak...

herneyse...duygusal bir akşamdı işte....
okuduğunuz ve benımle paylaştığınız için teşekkür ederim hepinize...

27 Mart 2010 Cumartesi

Yokluğunda Bir Özlem Aniden Gelen Ve Acıtan....


Bugün 27 Mart2010....
Tüm gün aklımdaydın...Uyandım seninle aniden...Anlam veremedim bir türlü.Seni düşünmeyi geciktirdim durdum gün boyu,ta ki saatler gece olana dek.Bie de şarkılar gelince üst üste, acıtan bazı şeyleri farketmeye başladım....
Artık kimse seni sormuyor biliyor musun sevgilim?.... Eskiden hiç olmazsa; ' arıyor mu seni hiç?' yada 'konuştunuz mu bir daha?' sorarlardı...
Hiçbir 22 Ağustos eskisi gibi değil artık...Ya da hiçbir 22 haziran....
En çok hastayken yogunda olsan yanı başımda olmadı özledim...Bir de her telefonu 'aşkım' diyerek açışını...

Bayılana kadar güldüğümüz, sabahlara kadar dertleşmelerimiz....
Kadıköy'de bir cafede otururken, hiç tanımadığımız bir kadının yanımıza gelip ikimizinde omuzuna dokunup 'çok tatlısınız maşallah size' demesi....

Bak yine tutamadım acemi gözyaşlarımı...Adını duyunca intihara eğilimleri artıyor ve dayanamayıp atıyorlar kendilerini yorgun gözlerimden....


Sevgilim....Bugün seni aniden özledim..Yalan değil çok sene geçti, bir çok yabancı ve bilmediğimiz anılar geçti,ne sen benimkilerden haberliydin ne de ben seninkilerden...Keza bu hala kıskançlıkla kıvranmama sebep oluyor...


Neyse sevgilim...sen kazandın ve dedim ki ben;istemeden, mecburen, ayaklarımı sürüye sürüye, YOLCU YOLUNDA GEREK...Ve gittim bunu istedin...Seni sevdim ve her zamanki gibi sen nasıl mutlu olacaksan öyle yaptım.....


Umarım şu an beni hissediyorsundur.....Umarım....

1 Mart 2010 Pazartesi

Atilla İlhan 'elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek....'dediğinden beri dertteyim...ya ben sevince tutamazsam yıldızları? yada yıldızlara tutunacak kadar aşık değilsem??
Çok usandım...Çok terledim...Çok emek sarfettim..Ama beceremedim onun gibi aşık olmayı...yada becerdim sandım ama yanıldım...

Çok çok çok aşık oldum....çok kelimesinin ötesinde; acı çektim....aşkın ne kadar yaraladığını bilmeksizin atladım aşka ....yaralandım...bir tek ben değilim tabii ki aşk acısı çeken...Haşa...
Herkesin bir aşk derdi vardır elbet...benim aşk hikayem sizinki kadar acı, biraz can yakıcı ve biraz saçma...her aşk hikayesinde fındık kabuğunu doldurmayan bir durum vardır...benım aşk hikayemde de var bu....bir hiç uğruna bitmiş büyük bir aşktır bu...yada ben oyle sanmaktayım...kımbılır...benım dusundugumle askımı yasadıgım adamı dusuncelerı bır olmayablır...ve tabıı kı de olmayacaktır...eger aynı fıkırde olsak hala beraber olurduk zaten...

Benım yasadıgım sudur;ask acıtır....cok acıtır...kımseye acınızı anlatacak kelıme bulamazsınız...bırı gelır !ıyı oldu hayırlı bırı degıldı' der ona kızarsınız....ama o gıtmıstır onun hayırlı deyıp dememesını takmazsınız acınız buyuktur...asık oldugunuz sevdıgınız ınsan gıtmıstır....

Artık her gun senı koklayamayacağım ve senın güzel tenine dokunamayacağım sevgilim ....çünkü sen gittin....

bu bana yetmedi saadece sana dair bir yazı yazıcam ilerleyen günlerde....

Canımı o kadar yaktın ki...Sanki sana ciltlerce yazsam da olmıycak gibi...
Ama yazıcam aşkım bekle....
.....................

Benden İki Tane Olabilir Mi Acaba?


Son bir haftadır yaşadığım oldukça garip bir olayı paylaşıcam bugün sizinle....


Bugünde dahil olmak üzere son yedi gündür, birkaç arkadaşım bana beni bir yerlerde gördüklerini söyledi.Bir arkadaşım beni Bağdat Caddesi'nde gördüğünü söylüyor.Başka bir arkadaşım Mecidiköy'de gördüğünü ve diğer iki arkadaşım da beni Kadıköy'de gördüğünü iddia ediyor.Onlara 'ben değildim' dedim de inanmakta zorlanıyorlar. Tepkileri çok ilginç;'ama sendin o eminim.', ' aynı sendi hatta selam verecektim ama arabayla duramadım,trafikte.', ' beni görüp neden selam vermitorsun,küs müyüz?'... Anlamakta güçlük çekiyorum. Ben evden çıkmadığım halde bir çok yerde nasıl olabiliyorum? Ayrıca hiçbir arkadaşım bana inanmıyor,ortalıkta bana bu kadar benzeyen kaç dişi var??? ' Emin misiniz ?' diye sorduğumda hep aynı cevap;'boyunuza kadar aynıydı.Biraz uzun olsa ne kadar benziyor diyeceğim ama aynı sendi yahu....'


Şimdi sorular...

Dışarda kaç tane Lady Mary var???

Her yerde bana gerçekten benzeyen birileri mi var?

Bu kırılma noktası ışığında kuantum fiziği ile ilgili bir yanılgı mı?

Dedikleri gibi herkes çift mi yaratılmıştır??Ne tesadüftür ki benim çiftim Türkiye'de üstüne üstlük İstanbul'da bu da yetmezmiş gibi benim sıkça gittiğim yerlerde????

En son ihtimal ama neden olmasın; bir tek yumurta ikizim var????


Hadi çık çıkabilirsen işin içinden....

Aklım almıyor cidden...Biri açıklasın....

22 Şubat 2010 Pazartesi

Hfıza Kaybı


Son günlerde dikkatimi çekiyor; bazı anıları,insanları hatta okuduğum kitapları bile hatırlayamıyorum... Facebook'ta beni bulan okul arkadaşlarımı hatırlamam çok zor oldu mesela...Bazıları çok net bir şekilde belleğimde. Ama bazıları sanki hiç varolmamış...


Geçen gün bir arkadaşımla Tuna Kiremitçi ile ilgili 'iyi bir yazar mı?' tartışması içindeydik. Şahsen okuması kolay ve kurgusu güzel olduğu için beğeniyorum. Hatta 'Yolda Üç Kişi' adlı romanını çok severim yada severdim. Tartışmanın en hararetli yerinde bu romandan birkaç cümle örnek verecektim ki, hatırlamadığımı farkettim. Bir cümle bile hatılamıyorum! Herkesin kendine ait bir kitap okuma tarzı vardır. Ben genelde elimde bir kalem, beğendiğim cümlelerin altlarını çizerek okurum ve bu cümleleri de çok net hatırlarım daha sonrasında.Şimdi hatırlayamadığımı farkettiğimde, yıkıldım diyebilirim. Kendimi nasıl hissettiğimi tarif etmek çok zor.. Sanki kendini genç zanneden,doksan yaşında bir alzheimer hastası gibi....Ya da hayal dünyasında o kitabı okuduğunu zanneden ama asla okumamış bir akıl hastası gibi... Bu fikirler insanı biraz dehşete düşürmüyor değil hani....


Son iki yıldır yaşadığım zorluklar sanırım aklımdan istemsizce bir şeyleri sildi. Aslında keşke bilinçli bir şekilde unutmak istediğimiz anıları, insanları ya da olguları unutabilsek... Eğer böyle olsaydı kesinlikle okul arkadaşlarımı unutmazdım. Çünkü hayatımın en sorumsuzca, umursamadan hiçbir şeyi ve kafama takmadan sorunları, yaşadığım en özel anları okulda arkadaşlarımla beraberken geçti.


Okuduğum kitapları unutmak, intihar gibi... Sanırım asla unutmak istemeyeceğim tek şey kitaplarım... Beni ben yapan olguların oluşmasını sağlayan, çok değerli kitaplarım... Sanırım olmayacaktı o cümlenin başı; kesinlikle kelimesi daha uygun.


Şimdi yenilerini de ekleyerek üstlerine, eski hatırlayamadığım kitaplarımı tekrar okuyacağım. Ne de olsa vakit bol... Ama önce kendimi şu Madam Bovary' den kurtarmak zorundayım:)


Eski arkadaşlara gelince; yaşadığım acı deneyimlerin sonucunda insanlara güvenmekte zorlanıyorum.Hatta hiç niyetlenmiyorum çoğu zaman.. Onlarla daha sonra ilgileneceğim..


Kimse kusura bakmasın; önce kendim ve kendimde varolmasını istediklerim....


sevgiler hepinize



20 Şubat 2010 Cumartesi

Çocuk olmak...Çocuklu olmak....




Bugün anladım, çocukluk çok başka güzel bir devir...Saflığın ve bilinçsizliğin harika zamanları... Tabii anne- baba olmanın zorluklarını da görmedim değil. Sğrekli çalışan bir kafa gerek bir kere; her bilmeden bilmek için sorulan soruya en mantıklı cevabı vermek, bir üçüncü kişiyle konuşurken yanında bir çocuk olduğunu unutmamak, her hareketinde örnek olduğunu bilmek...Gerçekten çok zor...Evlilikten korkan insanları anlamadığıma karar erdim.Çünkü korktukları gibi hayatı kısıtlayan kurum evlilik değil, çocuk sahibi olmak....


Ayrıca enteresan olan çocukların çocuk olduklarının bilincinde olmadıkları için bu zamanlarının keyfini çıkaramamaları...Ancak büyüyünce anladığımız ve aslında belkide hiç anlamak istemediğimiz acı gerçekler bize çocukluğun ne kadar da güzel, keyifli ve huzurlu bir dönem olduğunu düşündürüyor.


Şimdi aklımda bir kaç soru var.Bir, büyümek acaba gerçekten pek sevilen ve istenilen bir şey değil mi? Çünkü küçükken hep büyümek ister insan...Yada bunda büyürken yaşadığımız deneyimlerimizin etkisi altında kalıp özlem duyuyoruz?

İki, insan ne zaman çocuk sahibi olmalıdır? Yaş olarak değilde acaba 'hazırım' dediğinde bile hazır değil midir? Çocuk için en saülıklı büyüme ortamının hazır olması yeterli midir?

Her şey bir tarafa bizi 'insan' yapan bu kısıtlanmalar, özlemler,saflıklar, acılar ve yaşadığımız sızlandığımız yada bizi çok mutlu eden her anının toplamı mıdır?


Bugünlerde insanları kesinlikle anlamadığını düşünen biri olarak bu sorulara cevap vermek çok zor benim için....


Bilemedim....

19 Şubat 2010 Cuma

Lady Mary İle Başlangıç

Ölüme yatmak...Çok ağır bir cümle belki de başlangıç için.Ama...Ki daha başlangıçtı istenen, beklenen.Ne de olsa bizden bekleneni yapmak zorunda değiliz değil mi? Kendime söz verdim ben artık sadece istediklerimi yapacağım,yazacağım ve söyleyeceğim. Bu sayfayı da bunun için açtım.Yıllardır bir palyaço gibi davranmamım günahını çıkaracağım burda. Etrafımdaki kimi insanlar beni bilir ama çoğu bilmez.Artık herkez bilsin istiyorum. Ne gösterdiğim kadar sessiz ne de duygusalım aslında...Zamanla anlarsınız zannımca...

Hesap sorulmaksızın fikirlerini özgürce yazmak..Hımmm çok lezzetli bir yemek yemek kadar keyifli olacak...

Takipçilerin dikkatine, her gün sayfamı ziyaret ediniz:)

Sizi sevdiğimi de unutmayınız...:)

muckaa