
Bugün anladım, çocukluk çok başka güzel bir devir...Saflığın ve bilinçsizliğin harika zamanları... Tabii anne- baba olmanın zorluklarını da görmedim değil. Sğrekli çalışan bir kafa gerek bir kere; her bilmeden bilmek için sorulan soruya en mantıklı cevabı vermek, bir üçüncü kişiyle konuşurken yanında bir çocuk olduğunu unutmamak, her hareketinde örnek olduğunu bilmek...Gerçekten çok zor...Evlilikten korkan insanları anlamadığıma karar erdim.Çünkü korktukları gibi hayatı kısıtlayan kurum evlilik değil, çocuk sahibi olmak....
Ayrıca enteresan olan çocukların çocuk olduklarının bilincinde olmadıkları için bu zamanlarının keyfini çıkaramamaları...Ancak büyüyünce anladığımız ve aslında belkide hiç anlamak istemediğimiz acı gerçekler bize çocukluğun ne kadar da güzel, keyifli ve huzurlu bir dönem olduğunu düşündürüyor.
Şimdi aklımda bir kaç soru var.Bir, büyümek acaba gerçekten pek sevilen ve istenilen bir şey değil mi? Çünkü küçükken hep büyümek ister insan...Yada bunda büyürken yaşadığımız deneyimlerimizin etkisi altında kalıp özlem duyuyoruz?
İki, insan ne zaman çocuk sahibi olmalıdır? Yaş olarak değilde acaba 'hazırım' dediğinde bile hazır değil midir? Çocuk için en saülıklı büyüme ortamının hazır olması yeterli midir?
Her şey bir tarafa bizi 'insan' yapan bu kısıtlanmalar, özlemler,saflıklar, acılar ve yaşadığımız sızlandığımız yada bizi çok mutlu eden her anının toplamı mıdır?
Bugünlerde insanları kesinlikle anlamadığını düşünen biri olarak bu sorulara cevap vermek çok zor benim için....
Bilemedim....
Canım benim, bende senin gibi 'bilemedim' demek istiyorum. :)
YanıtlaSil